Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan İlim Yayma Cemiyeti 75. Yıl Buluşması’nda konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından satır başları:
“Türkiye’nin eğitim ve sivil toplum hayatına damga vuran projeleriyle, faaliyetleriyle, hizmetleriyle Türkiye’ye katkı sunan; millet ve ümmet aşığı gençleri Türkiye’ye kazandıran bu hareketin bugünlere gelmesinde payı olan, fakat artık aramızda olmayan tüm kardeşlerimi, büyüklerimi, hocalarımı rahmetle, minnetle yad ediyorum.
ŞİİR OKUDU
Hani merhum Erdem Bayazıt ağabeyimiz bir şiirinde diyor ya;
‘Onlar gittiler,
topraktan bir işaret taşıyarak alınlarında,
onlar gittiler.
Gelen zamandan bir haber gibiydiler.
Onlar gittiler,
giderken bir muştu gibiydiler.'”
‘TÜRKİYE’NİN VAR OLMA FELSEFESİDİR’
“Her ne kadar 1951 yılında kurulmuş olsa da İlim Yayma Cemiyeti’nin tarihi, aynı zamanda Türkiye’nin tarihidir. İlim Yayma’nın kuruluş felsefesi, Türkiye’nin var olma felsefesidir. İlim Yayma’nın nihai hedefi, Türkiye’nin asırlık gayesidir. İlim Yayma’nın tarihine baktığımızda işte bu şuurun, bu hassasiyetin, bu büyük idealin izlerine şahit oluyoruz.
Bakınız; İlim Yayma Cemiyeti’nin ilk genel başkanı merhum Seniyüddin Başak, Lozan Konferansı’nda Türkiye’nin vakıf mallarının korunması görevini üstlenen isimlerden biridir. Ateşten gömlek giydiğimiz İstiklal Harbi yıllarında İstanbul’dan Anadolu’ya silah ulaştıran, Kuvayımilliye’ye çok önemli destekler sunan General Ömer Cemal Karabekir yine cemiyetin kurucu şahsiyetlerindendir.
Çanakkale’de, Kût’ül-Amâre’de ve Kurtuluş Savaşı’nda önemli vazifeler üstlenmiş İstiklal Madalyası sahibi emekli Kurmay Albay merhum Vehbi Bilimer; İstiklal Marşı şairimiz Mehmet Âkif Ersoy’un yol arkadaşı, Sebilürreşad Dergisi yazarı merhum Hasan Hikmet Demirbağ ve daha nice kıymetli isim cemiyetin kurucu kadrosunda yer alan dava adamlarıdır.
Bu şahsiyetlerin ortak ideali; Türkiye’nin geleceğini inşa edecek eğitimli, ahlaklı ve sorumluluk sahibi gençler yetiştirmekti. Bu isimlerin müşterek gayesi; Türkiye’nin istikbalini şuurlu, donanımlı, cesur ve öz güvenli bir gençliğe emanet etmekti. Tüm çabalarını bu amaca teksif ettiler. Tüm ümitlerini bu mefkûreye sabitlediler”
‘TÜRKİYE’NİN EĞİTİM VE DEMOKRASİ MÜCADELESİDİR’
“Kardeşlerim, bu yönüyle İlim Yayma; Türkiye’nin istiklal ve istikbal davasının eğitim ve sivil toplum alanındaki remzidir, mührüdür, güçlü bir yansımasıdır. Aynı şekilde İlim Yayma’nın mücadelesi, aynı zamanda Türkiye’nin eğitim ve demokrasi mücadelesidir. Zira İlim Yayma Cemiyeti; tek tipçi zihniyetin kapısına kilit vurduğu imam hatip liselerinin yeniden açılması sürecinde çok önemli bir misyonu yerine getirmiş, millî iradenin yanında olmuştur”
Üstadın ifadesiyle; ‘Allah’ ve ‘ahlak’ demenin yasaklandığı, evlerin basıldığı, kursların basıldığı, Kur’an-ı Kerim’i öğreten hocaların tutuklandığı, elifba kitaplarının adeta birer suç aleti gibi, birer zararlı neşriyat gibi toplatıldığı karanlık bir devrin sonunda İlim Yayma; milletçe mesut olmanın imkanlarını oluşturmak için karanlıkları delen bir güneş misali Türkiye’nin üzerine doğmuştur.
İLK İMAM HATİBİN ÖNÜNÜ AÇTI
Kuruluşundan yalnızca 6 gün sonra, 17 Ekim 1951’de Türkiye’nin ilk imam hatip okulunun açılışına öncülük eden cemiyet, devam eden süreçte 100’den fazla imam hatip lisesinin yapımına da katkı sağlamıştır. Böylelikle eğitim hizmetlerinin yalnızca İstanbul’la sınırlı kalmasının önüne geçilmiş, Anadolu’nun dört bir yanında yeni eğitim kurumları açılmıştır. Sonraki yıllarda farklı şehirlerimizde inşa ettiği yurtlarla önemli bir ihtiyacı karşılayan İlim Yayma Cemiyeti; Anadolu’dan İstanbul’a gelen talebelere burs ve barınma hizmetleri sunmuş, on binlerce gencin güvenli ve nitelikli bir yaşam alanı içinde eğitim almalarını sağlamıştır.”
Ayrıntılar geliyor…